Sigarayı bırakamadıysanız mutlaka seyredin.(1 saat 6 dakika )

Sigarayı kaç kez bırakmak istediniz? Ve her seferinde olmadı değil mi? Bu videoyu mutlaka seyredin.Hayatınızda çok şey değişecek.

Hala oyun oynamak

Bilgisayar oyunlarından bahsediyorum.Benim gibi 40 yaşı geçkin olupta halen bilgisayar oyunları oynayanlar pek de az değil.Ama taaa Amiga günlerinde oynanılan LOTUS,SENSIBBLE SOCCER,LEMMINGS yada ANOTHER WORLD gibi oyunlar artık Pc platformuna gelmiyor.Artık varsa yoksa Grafik.Öyle delicesine bir hal aldı ki bu grafik meselesi,üreticiler sadece çıkacak bir oyuna özel grafik kartı üretip satabiliyorlar.Üstelik fiyatlarıda el yakacak cinsten.Öyle oyunlar var ki oyun mu oynuyorsunuz film mi seyrediyorsunuz belli değil.Ama oynanış ve eğlence hiç te iyi değil.En fazla 1 saat sonra sıkılıyorsunuz.Oysa o eski amiga oyunlarını sabahlara kadar oynadığımızı biliyorum.

Gerçi pc için de Amiga oyunlarını emule eden programlar var.Bu programlar ile çeşitli platformlardaki oyunları emule edip pc nizde oynayabiliyorsunuz.Ama ne derece yasal ve ne derece gerçekçi; tartışılır.

Bu arada yeri gelmişken,ttnet in nadir görülen başarılı hizmetlerinden biri olan ttnet oyun u denemenizi öneririm.Eski yeni onlarca oyun var.Bunları bilgisayarınıza indirip (yasal bir şekilde) oynayabiliyorsunuz.Sistem gayet başarılı.Bir göz atın derim.

Korsan Kullanmak Yada Kendinize Değer Vermek

Son 6 aydır hayatımın en güzel kararlarından birini uyguluyorum.KORSAN KULLANMAMAK. 6 ay öncesine kadar 100 lerce dolarlık yazılımları internetten indirip kullanıyor,yeni çıkan DVD filmleri ve oyunları paylaşım sitelerinden çekip “BEDAVA” nın tadını çıkarıyordum.

Sonra bir şey farkettim.Aylarca emek-para ve zaman harcayıp ortaya çıkarılan bir ürünü hiç bir rahatsızlık hissetmeden illegal yollardan edinip kullanıyordum.Ancak tasarımını yaptığım sitelere benzer bir web sitesi gördüğümde yada bir web sitesinde kullandığım bir grafiğin başkası tarafından kullanıldığını gördüğümde son derece sinirleniyor ve hakaretler yağdırıyordum.Oysa aynı şeyi ben yapıyordum ….

Kısacık bir araştırmadan sonra aslında KORSAN kullandığım çoğu programın ücretsiz bir versiyonu yada benzeri olduğunu öğrendim.DVD Film ve oyunlarında aslında çok da yüksek ücretlerle satılmadığını farkettim.

KORSAN Film-Müzik-Oyun-Program kullandığınızda aslında hayatınıza ve kendinize bağıra bağıra söylediğiniz şey şu: “O kadar fakirim ki para vermemek için insanların emeklerini hiçe sayabilirim.Yeter ki bedava olsun ”

Hayatınızda kendinizi çok çok iyi hissedeceğiniz kararlardan biri de KORSAN KULLANMAMAK olacak.Size garanti ederim.

Bakın internette 100 lerce dolara satılan bazı programların ücretsiz benzerlerini rahatlıkla bulabilirsiniz..Bilgisayarınızda Korsan yazılımlar varsa bu ücretsiz programlarıda bir deneyin derim.

Seçim sizin; Ya KORSAN kullanın yada kendinize değer verin.

Bir tuhaf IPHONE hikayesi

Belki kullanıyorsunuzdur.Iphone,şu dokunmatik teknoloji oyuncağı telefondan bahsediyorum (Şahsen ben Blackberryden asla vazgeçmem) İphone un üreticisi Apple, yeni nesil Iphone 4G  prototipini sır gibi saklıyordu.Ta ki bir Apple mühendisinin bu prototip telefonu bir barda unutmasına kadar.

Olayların bundan sonraki bölümü aşkı-memnu’yu solda sıfır bırakır.

Barda unutulan bu telefon dünyaca ünlü web sitesi GİZMONDO nun editörü Jason Chen tarafından satın alınır ve sitede dünyaya tanıtılır (http://gizmodo.com/5520164/this-is-apples-next-iphone)

Ancak durumu farkeden Apple telefonu ” remote wipe” yani telefonu uzaktan kilitleyerek en azından yazılım bilgilerini gizli tutmak amacıyla cihazı açılamaz hale getirilir

Ve filmlerde gördüğümüz sahnelere benzer bir şekilde Jason Chen’in evine polis baskını düzenlenir.

Polis konuyla ilgili raporunu tamamlar ve ele geçirilen deliller ışığında çok ilginç bilgiler de gün ışığına çıkar. Polisin yaptığı soruşturma ile birlikte farkedilen ilk konu Gizmodo’nun satın aldığı iPhone prototipine ödediği rakam. Gizmodo 5000 dolar ödediğini açıklamıştır ama polis, telefonu bulan ve Gizmodo’ya satan “şüpheli” Brian Hogan’ın arkadaşlarıyla konuştuktan sonra bu rakamın 7500 ile 8500 dolar arasında bir rakam olduğunu anlar. Üstelik eğer bu prototip Apple‘ın resmi iPhone 4G‘si ile aynı çıkarsa, ek bir ödeme daha söz konusudur.

Emin olun satışa çıktıktan sonra satılan ilk 10 telefondan 2 si Türkiye’de olur:)

BARDA BULUNAN IPHONE 4G nin ILK GORUNTULERI

İsrail Malları Boykot Saçmalığı

Ülkemizin diğer ülkelerle yaşadığı her krizde yurdum insanının gaza gelip “Haydee boykot edelim,kola içmeyelim,bu deterjan israil malı kullanmayın” naralarıyla boykot ettiği ülkelere ait yazılımlar sayesinde siteler açtığı,linkler verdiği bir saçmalıktır , malları boykot etme kararı.

Bir hatırlayalım bakalım; Daha birkaç sene önce APO italyaya kaçtı diye italyan mallarını boykot etmedikmi?Aynı yurdum insanları kısa bir süre sonra HAKAN ŞÜKÜR italyada bir takıma transfer olduğu için alkışlamadıkmı.Fatih TERİM italyada reklam filmleri çekmedimi,biz bunları ödüllendirmedikmi?Örnekler yığınla.

Şimdi de MAVİ MARMARA ya yapılan saldırı için boykot çığlıkları atılıyor sanal ortamda.Hatta yine siteler açılmış,israili boykot  diye. Bu sitelere yakından baktığımızda ise para kazanmak için sayfa altlarına ve site ye yerleştirilmiş google reklamlarına ve linklere rastlıyoruz.Böylesine bir olaydan bile  kar payı çıkarmaya çalışılmış, populer olmak için çok basitçe/adice bir yol kullanmış olduğunu açıkça görüyoruz.Peki şimdi para kazanmak amaçlı yapılan bu siteler İSRAİL üzerinden çıkar sağlamıyor mu?

Facebook ta da gruplar açılmaya başladı.Hadi boykota:)))

İsraille tüm ilişkilerimiz diplomatik ve ticari alanda devletçe devam ettikçe, ordumuzun tankını tüfeğini, çiftçimizin tohumunu israil sağladıkça  İSRAİLİN  aşında tuzumuz olacaktır.. İster o kolayı  iç ,ister içme…

Bu arada merak eden varsa son olaydan sonra Türkiye ne yapıyor,AKP ne yapıyor diye:

İsraille silah ticaretimiz aynen devam ediyor:
http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/06/01/kalan.4.heron.teslimatinda.sikinti.yok/578462.0/index.html

Boşverin pepsiyi,deterjanı.Artık boykotunuzu (hiç değilse bu kez çocuklarınız için) sandıkta yapın.Artık görünene değil , aklınıza inanın.

Ben bu yazıyı yazarken aynı anda BARZANİ  Ankara’da hükümetin konuğu olarak Davutoğlu ile kolkola ortak basın toplantısı yapıyor.

Çok benzer bir krizde 2007 de bakın BARZANİ ne demişti:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=236456

Bu hükümet bir kaç gün sonra NETENYAHU yu konuk edip yeni anlaşmalara  imza atıp el sıkışırsa hiç şaşırmayalım.

Yıllar sonra içim burkularak bir kez daha anlıyorum Aziz Nesin çok haklıymış..

The School Of Gods (Tanrılar Okulu)

Bu kitapla 3 gün önce tanıştım.Ve inanın neredeyse 24 saat okuyorum-düşünüyorum.Tanrılar Okulu European School Of Economics’in rektörü  Stefano E. D’Anna tarafından yazılmış bir şaheser…D’Anna kitapta Dreamer adını verdiği düşsel bir varlık ve onun muhteşem öğretilerini anlatıyor.Mutlaka ama mutlaka okuyun,ne yapıp edip okuyun.Hayatla ilgili kafanızda var olan tüm klasik düşünceleri silip atmanız gerekecek Kendinize güvenmiyorsanız  bu kitabı okumaya cesaret bile etmeyin.Nurhan’da bende öyle saatler boyu kitap okuyan kişiler değiliz.Ama Tanrılar Okulu’nun yazım dili ve içinize işleyen hitap şekli ile sizi yakanızdan tutup sayfaların arasına öyle bir alıveriyor ki saatlerce bırakamıyorsunuz.Ve hatta hayatınızdaki aralıklara girip öyle kesikler atıyor ki okurken resmen irkiliyorsunuz.İnanın bir diplomadan çok daha fazla şeyler verecek bu kitap.
Yazarın kitabı hakkında söyledikleri:

Dilerim ki herkes Dreamer ile tanışsın ve onu kendi kaderinin
tekdüzeliğinden kurtaracak bu derece dikkatli ve acımasız bir gardiyana sahip olsun.
O’nun yanında atılan her adım, içinde sonsuzluğun nefesini barındırırdı.

Şimdi O’nun hakkında bu satırları yazarken anlıyorumki O’nunher hareketi
özel olarak ve yalnızca benim için dizayn edilmişti ve, benim şahsımda,
kendi köleliğini yaşamakta olan her insanın evrimine adanmıştı.

O’nun yanında iken, yaratılmış olan her şey,
kapılarını değişmek ve hayatlarını hakiki birer şahesere
dönüştürmek isteyenlere sonuna kadar açan bir Oluş Okulu’na,
bir Tanrılar Okulu’na
dönüşür.

Tekrar söylüyorum mutlaka OKUYUN…

This is it…

This is it..Yaşasaydı,yarın (10 Ağustos 2009)Peninsula Square Londra’da konseri olacaktı.Michael Jackson’ın konserine verdiği isimdi.This is it…MJ özellikle bizim gibi 40 lı yaşlardaki müzik severlerin hayatında önemli yeri olan bir devdi.Duyduğumda inanamadım.Sanki gençliğime ait bir parçaymış ve yok olamazmış gibi geldi.Ama maalesef  hayat herkez için bir gün bitiyor.Danslarıyla,sahne showlarıyla gençlik dönemimizin efsane ismiydi.Bizim kuşağın “video klip” le tanışmasıda sanırım yine MJ sayesinde oldu.Yarın acaba Londra’da Peninsula Square da herhangi bir etkinlik olacak mı,çok merak ediyorum.


Terminatör..

Nurhan’la en büyük zevkimiz akşamları 2 şer bölüm dizi seyretmek.Sezonları zamanında değil,DVD çıktıktan sonra (İnternetten indirip seyrediyoruz demeye dilim varmadı)topluca seyrediyoruz.Bu günlerde Kyle XY e başladık.Daha önce Terminator ü bitirdik .Toplam 2 sezon.Makineler dünyayı ve insanlığı istila ediyor,kendi yapay zekaları ile dünyaya hükmediyorlar falan..

İnsan düşününce  irkilmiyor değil aslında..Bilgisayarın evlerimize apar topar girişi,Facebook un hayatımıza ettikleri,Google ın Gb dolusu bilgiyi emrimize sunması…Farketmeden hepimiz programlara,yazılımlara bağımlı hale geldik bile..Bir düşünsenize herhangi bir yazılım kullanmadan geçen bir tek günümüz varmı?Cep telefonları-bilgisayarlar-ATM ler…..Hafif bir paranoya sezinlemiş olabilirsiniz ama gerçekten biraz ürkütücü.Hayatımıza giren tüm bu kodların,pixellerin,programcıkların bize sunduğu kolaylıklar tabii ki inkar edilemez.Ama bu denli hızlı bir şekilde mecburiyet halini almaları düşündürücü.Şimdi arkanıza yaslanıp hayal edin;50 yıl sonra bilgisayar başında acaba ne yapıyor olacağız?Umarım hala Facebook ta birbirimizi dürtüp,bloglarda paranoyak yazılar yazıyor oluruz.

Nihayet Blog…

Uzun süredir yapmak istediğim bir şeydi…Yüzlercesine bakıp bakıp hep imrenmişimdir.Blog yazmaktan bahsediyorum.Bu  fikri eyleme dönüştürmeye karar verdiğimde gördüm ki pek de öyle kolay bir şey değil bu blog yazmak.Bugüne kadar onlarca web sitesi yapmış olmama rağmen blog ve WordPress beni biraz korkuttu.Ama işte oldu..

Peki burada nelerden bahsedeceğim.Basit; havadan sudan.Yani hayattan…
Hemen başlıyorum.. The Secret…

Mutlaka duymuşsunuzdur,ya da denemişsinizdir yada en azından “hadi lennn” demişliğiniz-hadi demeseniz bile-düşünmüşlüğünüz vardır.Çekim Yasası denilen bir kavramı Amerikanvari anlatan bu belgesel havasındaki film ve kitap bir çok insanın hayatını değiştirdi.(Özellikle The Secret ekibinin)Bundan birkaç yıl önce eşimle The Secret DVD sini seyrettiğimizde yaklaşık 1 hafta kadar birbirimizle dalga geçip eğlenmiştik.Yaklaşık 4-5 ay önce tesadüfen tekrar seyrettim.Ulen dur bi de kitabını alalım neymiş bakalım deyip bir de kitabı okudum.Uzun uzun anlatmak bana göre değil.Tek bir şey söyleyebilirim; BU ŞEY ÇALIŞIYOR.

Yıllar önce birlikte çalıştığımız sevgili Osman’ı Facebook’ta buldum.Yaşam koçluğuna soyunmuş ve çekim yasası hakkında yazılar yazıyordu.(http://osman.borutecene.com/)

İlk yazımın sonunda Osman’ın çekim yasası hakkında bayıldığım bir yazısını okumanızı tavsiye ediyorum

http://osman.borutecene.com/cekim-yasasi-sendromu/