Gittigidiyor.com dan kovulmak…

Ürün iadesinden doğan para iadesi nedeni ile gittigidiyor.com dan kovuldum geçenlerde….
Gittigidiyor sitesinin alışveriş sistemine göre almaktan vazgeçtiğiniz bir ürünün bedeli ertesi gün hesabınıza iade ediliyor.Ancak nedense 1 haftadır o ürün bedeli iade edilmedi.
Sitelerinde tek bir telefon numarası var ve aradığınızda kibarca “burdan aramayın kardeşim siteden mail atın” diyor bir telesekreter.(denemesi bedava: (216) 577 21 36 )
Bunun üzerine sitelerindeki formu doldurarak yolladım.Bir süre sonra “acep ne cevap yazmışlar” diye siteye girmek istedim ..Veeeeee sürpriiizzzz.BU KULLANICI SİSTEMDEN ÇIKARILMIŞTIR uyarısı ile karşılaştım.

Türkiyede kurnazlığın sonu yok.1000 kullanıcının para iadesini 1 hafta kullansalar hatırı sayılır bir ek gelir yapıyor.Güzel para……..
Gititigidiyor.com…Zaten adı pek manidar…..

Not: Para iadesi halen yapılmadı.

Firefox a veda…

Yılların verdiği alışkanlık maalesef sona eriyor benim için.Mozilla Firefox her yeni çıkan sürümü ile daha da sorunlu hale gelmeye başladı.Hele ki plugin-container denilen bir programcık,Firefox kullanmayı eziyet haline getirdi.

Özellikle flash oynatan sitelerde sık sık soruna neden olan bu program,yer yer ve hiç alakası yokkken de firefox’u tamamen kitleyebiliyor bu durumda görev yöneticisinden plugin container.exe‘yi kapatmak yeterli oluyor ama sık sık aynı sorun meydana gelince bu da internette gezmeyi zorlaştırıyor.Üstelik her yeni sürümde daha da fazla RAM canavarı haline geliyor Firefox.

İşte bu nedenlerden dolayı bundan böyle tercihim Chrome olacak.Firefox da sık sık kullandığım bir kaç eklenti dışında pek yabancılık çekmeyeceğimi düşünüyorum.

Kitap Tavsiye: Klon

Bu gece ,bir solukta bitirdiğim muhteşem bir kitap.Her tahmininiz fos çıkıyor,kitabın sonunda ters köşeye yatıyorsunuz.Konusu kısaca şöyle:

Klonlama uzmanı Doktor Davis Moore’un on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNA’sı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Moore’un beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir?

Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.

KLON küçük bir çocuğun bir gizemi çözmesi için dünyaya getirilişinden yola çıkarak, kötülüğün kaynağını sorgulayan, klişelerden uzak, dahice yazılmış özgün bir roman. Kaldırdığınız her taşın altında bir zeka parıltısı göreceksiniz.

Mutlaka okunması gereken kitaplardan…..

Vizyondan: Ruhlar Bölgesi & Insidious

Korku filmlerine bayılırım.Hele ki çok fazla özel efekt kullanılmayan,kanların oluk oluk akmadığı,yani kurgusu ve oyunculuğu ile korkutan filmlere….
Bu hafta vizyona giren bir film;Ruhlar Bölgesi & Insidious (Bu filmlerin türkçe ismine karar veren arkadaşı yakalayıp, ağzına beyaz sabo terlikle vurasım var)

Testere ve Paranormal Activity nin yapımcıları (James Wan-Leigh Whannell) beraber girişmiş bu filme.
Amaaaaaaaa…..

Halk tabiri ile ÇAKALLIK yapılmış bir film.Şöyle ki:
Filmde ki normal sesler çok çok kısık,ancak herhangi bir aksiyon yada ani bir sahnede sesler normal seviyeye hatta biraz daha yukarı çıkıyor.

Tamamen sinema salonundaki seyirciyi ani sesle korkutmaya yönelik bir teknik hile.70-80 li yıllarda bu taktiği italyan korku sineması çok kullanırdı.
Kurgu zayıf,oyuncular çok çok kötü.Bu yüzden de bu eski taktiği kullanmışlar.Yani film tamamen ani ses ile korkutma taktiğine dayalı.

Bence 1.5 saat bunu seyredeceğinize facebook ta bol bulunan ani korkutma şakalarını izleyin.Sonuçta ikiside aynı şekilde korkutuyor.
Kesinlikle ama kesinlikle zamanınıza ve paranıza yazık….

Kitap Tavsiye: Bir Sayı Tut

Son yıllarda okuduğum en sürükleyici kitaplardan.Kurgu ve anlatım muhteşem. Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Aklından herhangi bir sayı tut. 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı.” Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: “Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin… Küçük zarfı aç.”"Aldıklarını geri vereceksinVermiş olduklarını aldığın zaman.Biliyorum ne düşündüğünü,Ne zaman uyuduğunu,Nereye gittiğini,Nereye gideceğini.Seninle bir randevumuz var,Bay 658.”Sıradanlıklara meydan okuyan, anında başınızı döndürecek ve ilgi çekici karakterlerinin kalp atışlarını tüm gerçekliğiyle hissedeceğiniz bir kitap “Aklından Bir Sayı Tut” kolay kolay unutmayacağınız bir roman.

Film Tavsiye: Black Swan

Film daha ilk sahnede sizi içeri alıyor.Balerin Nina ,kapkaranlık bir sahnede Tschaikovsky’nin Kuğu Gölü balesindeki kötü adam Von Rothbart’la birlikte dans ediyor.
Black Swan’ın senaryosu ve atmosferi gerçekten etkileyici.Ve tabi bir demuhteşem Natalie Portman.

Black Swan; şizofren bir balerinin karışık iç dünyası. Kuğu Gölü Balesi’nin şizofren bir zihindeki yansıması…Bu zihnin içindeki dünya anlatılamaz derecede esrarengiz, renkli ve tanmsız bir halde.Film bittiğinde damağınızda kalan tadın ne olduğunu anlamaya çalışırken büyüleniyorsunuz. Rüyaların olması gerektiği gibi, rüyalarda görebileceğimiz gibi bir film. O yüzden bu kadar etkileyici, dikkat çekici ve çok kısa sürede büyük ses getiren bir yapım… Inception gibi “steril”, The King’s Speech gibi “dünyalı” ya da adını saymaya değer bulmadığım diğer 2010 filmleri gibi sıradan bir film değil. Bambaşka bir türe ait bir film, Black Swan.

Mutlaka Görün……

Sigarayı bırakamadıysanız mutlaka seyredin.(1 saat 6 dakika )

Sigarayı kaç kez bırakmak istediniz? Ve her seferinde olmadı değil mi? Bu videoyu mutlaka seyredin.Hayatınızda çok şey değişecek.

Hala oyun oynamak

Bilgisayar oyunlarından bahsediyorum.Benim gibi 40 yaşı geçkin olupta halen bilgisayar oyunları oynayanlar pek de az değil.Ama taaa Amiga günlerinde oynanılan LOTUS,SENSIBBLE SOCCER,LEMMINGS yada ANOTHER WORLD gibi oyunlar artık Pc platformuna gelmiyor.Artık varsa yoksa Grafik.Öyle delicesine bir hal aldı ki bu grafik meselesi,üreticiler sadece çıkacak bir oyuna özel grafik kartı üretip satabiliyorlar.Üstelik fiyatlarıda el yakacak cinsten.Öyle oyunlar var ki oyun mu oynuyorsunuz film mi seyrediyorsunuz belli değil.Ama oynanış ve eğlence hiç te iyi değil.En fazla 1 saat sonra sıkılıyorsunuz.Oysa o eski amiga oyunlarını sabahlara kadar oynadığımızı biliyorum.

Gerçi pc için de Amiga oyunlarını emule eden programlar var.Bu programlar ile çeşitli platformlardaki oyunları emule edip pc nizde oynayabiliyorsunuz.Ama ne derece yasal ve ne derece gerçekçi; tartışılır.

Bu arada yeri gelmişken,ttnet in nadir görülen başarılı hizmetlerinden biri olan ttnet oyun u denemenizi öneririm.Eski yeni onlarca oyun var.Bunları bilgisayarınıza indirip (yasal bir şekilde) oynayabiliyorsunuz.Sistem gayet başarılı.Bir göz atın derim.

Korsan Kullanmak Yada Kendinize Değer Vermek

Son 6 aydır hayatımın en güzel kararlarından birini uyguluyorum.KORSAN KULLANMAMAK. 6 ay öncesine kadar 100 lerce dolarlık yazılımları internetten indirip kullanıyor,yeni çıkan DVD filmleri ve oyunları paylaşım sitelerinden çekip “BEDAVA” nın tadını çıkarıyordum.

Sonra bir şey farkettim.Aylarca emek-para ve zaman harcayıp ortaya çıkarılan bir ürünü hiç bir rahatsızlık hissetmeden illegal yollardan edinip kullanıyordum.Ancak tasarımını yaptığım sitelere benzer bir web sitesi gördüğümde yada bir web sitesinde kullandığım bir grafiğin başkası tarafından kullanıldığını gördüğümde son derece sinirleniyor ve hakaretler yağdırıyordum.Oysa aynı şeyi ben yapıyordum ….

Kısacık bir araştırmadan sonra aslında KORSAN kullandığım çoğu programın ücretsiz bir versiyonu yada benzeri olduğunu öğrendim.DVD Film ve oyunlarında aslında çok da yüksek ücretlerle satılmadığını farkettim.

KORSAN Film-Müzik-Oyun-Program kullandığınızda aslında hayatınıza ve kendinize bağıra bağıra söylediğiniz şey şu: “O kadar fakirim ki para vermemek için insanların emeklerini hiçe sayabilirim.Yeter ki bedava olsun ”

Hayatınızda kendinizi çok çok iyi hissedeceğiniz kararlardan biri de KORSAN KULLANMAMAK olacak.Size garanti ederim.

Bakın internette 100 lerce dolara satılan bazı programların ücretsiz benzerlerini rahatlıkla bulabilirsiniz..Bilgisayarınızda Korsan yazılımlar varsa bu ücretsiz programlarıda bir deneyin derim.

Seçim sizin; Ya KORSAN kullanın yada kendinize değer verin.

Bir tuhaf IPHONE hikayesi

Belki kullanıyorsunuzdur.Iphone,şu dokunmatik teknoloji oyuncağı telefondan bahsediyorum (Şahsen ben Blackberryden asla vazgeçmem) İphone un üreticisi Apple, yeni nesil Iphone 4G  prototipini sır gibi saklıyordu.Ta ki bir Apple mühendisinin bu prototip telefonu bir barda unutmasına kadar.

Olayların bundan sonraki bölümü aşkı-memnu’yu solda sıfır bırakır.

Barda unutulan bu telefon dünyaca ünlü web sitesi GİZMONDO nun editörü Jason Chen tarafından satın alınır ve sitede dünyaya tanıtılır (http://gizmodo.com/5520164/this-is-apples-next-iphone)

Ancak durumu farkeden Apple telefonu ” remote wipe” yani telefonu uzaktan kilitleyerek en azından yazılım bilgilerini gizli tutmak amacıyla cihazı açılamaz hale getirilir

Ve filmlerde gördüğümüz sahnelere benzer bir şekilde Jason Chen’in evine polis baskını düzenlenir.

Polis konuyla ilgili raporunu tamamlar ve ele geçirilen deliller ışığında çok ilginç bilgiler de gün ışığına çıkar. Polisin yaptığı soruşturma ile birlikte farkedilen ilk konu Gizmodo’nun satın aldığı iPhone prototipine ödediği rakam. Gizmodo 5000 dolar ödediğini açıklamıştır ama polis, telefonu bulan ve Gizmodo’ya satan “şüpheli” Brian Hogan’ın arkadaşlarıyla konuştuktan sonra bu rakamın 7500 ile 8500 dolar arasında bir rakam olduğunu anlar. Üstelik eğer bu prototip Apple‘ın resmi iPhone 4G‘si ile aynı çıkarsa, ek bir ödeme daha söz konusudur.

Emin olun satışa çıktıktan sonra satılan ilk 10 telefondan 2 si Türkiye’de olur:)

BARDA BULUNAN IPHONE 4G nin ILK GORUNTULERI

←Önceki